1 Nisan 2015 Çarşamba

Sesler Yaşamımızı Nasıl Etkiliyor?

1 Nisan 2015 Çarşamba
Gün batımı
Ses Frekansları ve Etki Alanları

Ses nedir?

 ‘Her şey zikreder ancak siz bilemezsiniz,’ ayeti çerçevesinden bakarsak her şey gibi ses de dalga yapısına sahiptir ve basınç dalgaları şeklinde yayılır. Duyma eşiğimizde olan dalgalara ses diyoruz. Tabiî algı sınırımızın dışında fark edemediğimiz sesler de var. Bunlar algı düzeyimize yansımadığı için yokmuş gibi geliyor. Çünkü o türden bir zikir duymadık. Farkındalık alanımızda tanımlanmadı. Orada olmadığından değil bizim nakıslığımızdan ses orda ama tanımlanamadı.

Peki algıları oluşturan nedir?

Genetik kültür ve öğrendiklerimiz algı filtrelerini oluşturur ve biz buna göre bir varlık okuması belirleriz. (kişilik) Her canlının duyabileceği minimum ve maksimum ferakansları vardır. Frekans, bir saniye içinde geçen dalga tepesi sayısıdır. Bazı duyum eşikleri:

Megafon

İnsan: 20 hz – 20 khz
kedi:100 hz – 60 khz
köpek: 50 khz’e kadar
fare: 1 – 100 khz
kuş: 100-29.000 hz
balık: 200-800 hz
fil: 1 hz – 20 khz



Tayin olunan eşiğin altındaki ve üstündeki sesler duyulmaz. Bu insan için de geçerlidir. İnsan belli sınırdaki sesleri duyabilir. Bunun fiziksel tespiti budur.

Tespit olunan ve şu an için deneyimlediğimiz bu sınır fiziğin tespit edebildiğinden mi ibaret?

Sınırları biraz zorlayalım. Aslında insan sınırlı duyuları ile fark edemediği varoluş düzleminde, her şeyle irtibat halinde ve bu sürekli olmakta. Şu anda belki algıları ile tanımlayamıyor. Ancak bu etkileşime engel değil. Kaynaklarda bunlar çok farklı isimlerle temsil edilmiş. (melekler, hüddamlar, kelimeler, sayılar, harfler, cinler ve şeytanlarla temsil edilen boyutlar ve kokular, elektromanyetik alanlar, renkler, vs.) Belki biz de bunların her an telkinleri ile karşı karşıyayız. Seçimlerimizi farkında olmadan algı filtrelerimize göre yapıyoruz. Belki de görüyoruz farkında değiliz, tanımlayamıyoruz ama etkileniyoruz. Hz İsa’nın (ruhullah) dediği gibi: “Gördükçe göreceksiniz ama seçemeyeceksiniz. İşittikçe işiteceksiniz ama anlamayacaksınız. Çünkü bu kavmin yüreği kalınlaştı.”

Menfi ve müspet boyutlara ait sesler bizi nasıl etkiliyor? Herkes etkileniyor mu?

İnsanın etkilenmediği hiçbir şey yok. Çünkü kâinatın fihristi ve bu holografik yapıda en kuşatıcı tanımlayıcılarla donatılmış (halifeyi ruy-i zemin). Kâinatta ne varsa insanda var. Dışarıda ne varsa içeride ona ait alıcılar tanımlayanlar var. Kuşatıcı kanalımızı temsil eden ve bilinçaltı diye ifade edilen yapı, her veriyi algılama ve tanımlama üzere programlanmıştır. Fakat bilince yani farkındalığa (bize ait nesnel dünyaya) yansıması tamamıyla öğrendiklerimizle alakalı. Bilinçaltına gelen veriler, farkındalık düzeyine yansıdığında deneyim, tecrübe ve çıkarımlar ile bilinçaltına yeniden kodlanır, formatlanır ve artık farkındalık bu kodlamaya göre belirlenmiş olur. Bilinçaltının en önemli özelliği kodladığı veriyi genele yansıtmasıdır. Dışarıdaki verilerin sınırlarını tayin eden önceki farkındalık düzeyinde edindiğimiz tecrübe ve deneyimlerdir. Artık bu bizim için genel geçer bir kuraldır. (Kulum beni nasıl bilirse ben ona öyle muamele ederim.)


Genetik biliminin paradigmalarını sorgulatan bir olay Hindistan’da gerçekleşmiş. Bir çocuk o kadar çok kertenkelelerle hem hal ki. ömrü hep onlarla geçiyor. ve kuyruğu kopunca tekrardan çıktığına defalarca şahit oluyor. Bilinçaltına işlenen veri bu noktadan sonra şu: kopan kuyruğun yerine yenisi gelir. Bu veri  defalarca gerçekliğe yansıyor ve çocuk her kuyruk kopmasında buna şahit oluyor. Bilgi gözlemle daha da kesinlik kazanıyor. Evet, bu böyle kopan şeylerin yerine yenisi gelir. Başka ne olabilir ki? Bilim adamları şimdi bu çocuğun DNA’sını inceliyor. neden mi? Bir kazadan dolayı ayağı kopmuş fakat iki sene sonra kopan ayak yerine yenisi gelmiş.

Gerçekten inanırsanız üstün olan sizsiniz. Gerçekten inanarak dua ederseniz dağlar yerinden parçalanır manasındaki hadisi şerifi yeniden tefekkür edelim. İnandıklarınızı bir kere deneyimlerseniz artık sizin sınırınızda ve normaldir. Fakat varlık sıradanlığa izin vermeyecek ölçüde sınırsız ve çeşitlidir. Her an bir şeen. Bu bağlamda bilginin kemali, dönüşümü deneyim iledir. Her şey dönüşebilir. En kötü olan bile dönüşebilir. Gübrenin güle, toprağın insana dönüşmesi gibi. Bu dönüştürücü güç Hz. İnsan sırrına aittir. Fakat bu tür bir kudrete sahip olmasına rağmen kulluktaki marifeti ile bunu gerçekleştirmez. Böyle bir halden istiğnadadır. Kader yani programa tesir etmez. Olanla uyum içindedir. Tecelliye tabidir. Bu tabiyettir ki rızayı celb ettirir. ve rıza merkez bilincinin tohumudur. O bir tür simyacıdır. Zehir ve panzehir bilgisi ondadır. Celal ve Cemal.

Bu etkiler nasıl gerçekleşiyor ve bunu kimler nasıl yapıyor?

İnsan vücudu elektrokimyasal bir sistemdir. Bu elektrokimyasal yapıyı etkileyecek ve işleyişini sekteye uğratacak, bu yolla davranışları değiştirecek sistemler olabilirin ötesinde var ve kullanılmakta. Hiç uzağa gitmeyin. Her düşüncenin kendine ait elektromanyetik bir alanı vardır. Elektriksel bir alan oluşturur. Ne mi yapar? Varlığa yansımayı bekler. Belli bir potansiyele geldiği zaman nesnel dünyaya yansır. Bu açıdan düşünceler gerçekliğin tohumlarıdır. Talebin neyse osun sen veya o olacaksın. Kenan Rıfai İnsani kamilin talebi tüm insanlığı kapladığı için talebine icabet vardır.

Vesvasıl hannas kavramını biliyorsunuz, Nas suresinde. Fısıltılar şeklinde sürekli insan doğasına zıt telkinler veren bir yapıyı tanımlar. Fısıltılar önemli. Ses ve görüntü dosyalarına belli dalga boyu ile yüklenmiş telkinler vardır.

Ses frekansı

Nedir bu subliminal kayıt olarak tanımlanan gizli telkinler?

Genetiği oynanmış tohumlarla eş değer, hatta daha da tehlikeli. Bunlar hipnotik reklam başlığında reklam sektöründe kullanıldığı gibi müzik, sinema, en acısı çizgi filmlerde de kullanılıyor.

Bu teknikle ne yapılır?

Atomu Hiroşima’da ne yaptılarsa bu teknikle daha fazlasını yapabilirler. Allah korusun. Savunma sanayinde kullanılıyor. (psikotronik ve psikotropik teknoloji) Yunanca psişe ve elektron sözcüklerinden gelmektedir. Elektronlar ile insan zihnine dışarıdan yaptırılmak istenenin yaptırılması söz konusu.

Böyle bir etki ile işgal altındaki ülkedeki direnişçilerin savaştan vazgeçmeleri için holografik, görüntüler ve telkinler gönderilip sonuç alınabilir mi?

Bunları şu anda okuyanların araştırmasına bırakıyoruz. Örnekler o kadar çok ki. İnsanlar araştırsın subliminal ses kayıt tekniği ile psikotronik etkilerle nelerin yapıldığını. Bunlar bilinçaltı düzeyde çok etkili silahlar. Fakat işin ilginç bir yanı var. Bu araştırmaları yapan bilim adamlarının ortak görüşü bu etkilerden korunanlar ancak inanç sahipleri. Sadece ben inanıyorum değil? ‘Ey iman edenler iman edin,’ ayeti ile ‘şeytanın onlar üzerinde bir etkisi yoktur,’ ayetini tekrar tekrar hatırlayalım.

Farklı düzlemlerden gönderilen bu etkileri kırmada Kuran-ı Kerim çok etkilidir. Kuran ses ile diriltilen ve ses ile helak edilen kavimlerden bahseder. Bu kavimler kavramı beyindeki nöron ağları ile de bağlantılı mıdır? Onlara da bakar mı?

Kavim kıvam, ölçü, denge manası ile çağrışımlı. Denge üzere işleyen fıtrat belki bu tür etkilerle bozulabilir. Tabiî bozulan yapıyı yeniden inşa edenler de olacak. Mesala israfil’in borusu ile temsil edilen diriltici ses mürşidin sohbetidir. Hakk olan tarafta olacak.

Peki Kuran-ı Kerim’deki seslerin nasıl bir etki alanı var ?

Pakistanlı müslüman bir doktor deney yapıyor. Amacı şu: Kuran ayetlerinin biyolojik noktada insana etkisi nedir? 800 deneğe birbirinden farklı müzikler, sesler, tınılar dinletmiş. Bu arada denekler en üst düzeyde hassas alıcılara bağlı. Kandaki ph oranından beyindeki dalga boylarına, kalp atış ritminden aura fotoğraflarına kadar. Müzikler etnik, rock, new age, vs belli aralıklarla kısa kısa dinletiliyor. Aralarda Kuran’a çok yakın nağmeler dinletilmesine rağmen istisnasız hepsinde sıra Kuran’a geldiğinde biyoloji ve psişik veriler alıcılar tarafından optimum düzeyde tanımlanıyor. Olması gereken değerlere geliyor.


ALLAH ismini hastalarına tekrarlatan Müslüman olmayan fakat İslam üzerine yaptığı çeşitli araştırmaları ile tanınan bir psikolog var: Van der Hoven. "Allah" kelimesindeki her harfin hastalıklar için nasıl tedavi vesilesi olduğunu anlatıyor. Birkaç örnek verecek olursak: "Allah kelimesinin ilk harfi olan (A) harfi, solunum sisteminden direkt çıkıyor ve nefes almayı düzenliyor. Damaktan söylenen (L) harfi ise, dil hafifçe damağın üst kısmına dokunuyor, çene kısa bir duraklamayla birlikte aynı işlemi tekrarlıyor. İki (L) harfi olduğu için bu işlem nefes alıp vermeyi rahatlatıyor. (H) harfi çıkartılırken, akciğer ve kalp arasında bir ilişki oluşuyor ve işlem sonucunda kalp atışları düzeliyor.‘Kuran kalplere şifa, insanlara bir rahmettir,’ manasını tefekkür edelim.

Ses terapisinin kökeni titreşim yasasına dayanır. En yüksek yani insan ile en uyumlu frekans Kuran’dır. Fıtratın kendisi.Bio rezonans terapide kulaklık hoparlör ya da titreşim ileteçleri kullanılır. Belli dalga boyları amaca göre kanallara ki 12 ye kadar programlanır ve hiçbir operasyona gerek kalmadan vücuda akapunktur noktalarından da verilebilir. Çok yüksek etki alanına sahiptir.Bu dalga biçimleri minarelleri, amino asitleri, vitaminleri, zararlı maddelerle bağlantılı frekansların zehirli etkilerini tersine çevrilebilir. Her bakterinin, virüsün ferakansı tespit edilebiliyor ve onu yok eden anti frekanslar oluşturulabiliyor.

Kuran’daki her bir harf, her bir sure bu anlamda çok derin etkilere sahip. Hurufu mukkatalardan ha, mim, ayn, sin, kaf esmaları direk insanda tepe çakrasını aktive eder, yeni yaratımlara ve yeni ağların kurulum niteliğine sahiptir. Elif lam mim ra direk ön kortekste üçüncü gözde çekim alanı oluşturur. Celcelutiye denilen bir kitabı var Hz. Ali efendimizin. Burada bu huruflarla ilgili semboller ve hangi noktalara baktığı ile ilgili çok ciddi bilgiler var. Detaylarına burada girmek mümkün değil. Kaynak isteyenlere ibn Arabi’nin, Harflerin İlmi eserini tavsiye edebiliriz.

Doğadaki seslerin terapide ne gibi etkileri var?

Su sesi direk şifadır. Zaten şırıl şırıl akan suda ya şafi ya şafi esmasının zikrini duyabilirsiniz. Tıkanık enerjilerin açılmasında ve varlığa yansımamış soyut hakikatlerin somutlaştırılmasında su sesi çok etkilidir. Bu anlamı ile ‘Her şeyi sudan yarattık,’ ayeti çok tefekkür edilmeli. Yaratım su ile gerçekleşiyor sembol ilminde. Su, ilimi ve iletişimi temsil eder. İletişim sorunu olanlar su sesi dinlemeli. Hücreler arası iletişim ve maddi manevi detoks onunla olur.

Kuş sesleri esmaları temsil eder sembol ilminde. Süleyman’ın kuş dili bilmesi yani bütün esmalara cami olması ki ismi de zaten Besmele ile Kuran’da. Süleyman silimden gelir, barıştırmaktır. Seher vaktindeki o kuş sesleri bizde denge ve dönüşüme sebebiyet verir. Ölümden hayata geçişi anka kuşu sembolize eder. Ki mürşitte ölmüş kalplere nefes verir. Eski atıl enerjilerin bırakılmasında kuş sesleri çok etkilidir.

Rüzgâr keza öyle. En etkili seslerden biridir. Nefes sesi başlı başına bir konu. Vahy kelimesi bilirsiniz rih kökünden gelir ki o da rüzgâr esinti ile özdeştir. Rüzgâr sesi sizde yeni tohumlamalar yapar. Ruhun üflenmesi ilham kanalını destekler, hu esması.

Yunus sesleri özellikle dengelemede kullanılır. Enerji dengelemede anti strestir. Araştırma yapılmış kedilerin çıkardıkları sesler insanda kalp krizi riskini ve stresi engelliyor. Hatta o mırlamalarda ya rahman, ya rahim manalarını insanı kamiller bizzat duymuşlar. Onların zikirleri sanki insanda sevgi ve şefkat duygularını ön plana çıkarır.

Denizdeki dalga seslerinin arındırıcı özelliği vardır. Hayatınızı resetlemek istiyorsanız dalga sesi dinleyin. Geçmiş zararlı yazılımların hayra dönüşümü için en etkili seslerdendir. Tabiî doğadaki bu sesler tabiatullah’tan. Bir de doğayı var eden ruhullah’ın sesi var ki o kamillerin sohbetidir. O ses önce abdest aldırır ki, imam O’dur. Onun ardında kılınan namaz, sizi seslerin olmadığı ama tüm seslerin orası ile var olduğu vahdet alemine geçirir. Bunun adı varlık ağacının meyvesi olmaktır.

Peki isimler? İsimlerimizin de etkileri var mı?

‘Çocuklarınıza güzel isimler koyun,’ Hz. Peygamber’in tavsiyesidir. Harflerin de isimlerin de titreşimsel alanda psikolojimize etkileri vardır.

Harflerden örnek verirsek A sesi direk beyne etki yapar. Allah ismi A ile başlar. Arşı azama ulaşmak ancak Allah ile mümkündür. Ayrıca akciğerlerin üzerine de etkisi vardır. Hayatın sevgi ve sevinç kanalını akciğerler temsil eder, nefes oradan girer. Dikkat edin Aşk ile Mira. ancak O’nun iledir. Göğüs bölgesi aşkı, beyin ise arşı, ululuğu temsil eder. Yani insan camisinin şerefesidir. Beyin esmalar oraya kodlanmış. Oradan da ezan okunur. Bu ilahi bestedir. Ciğerlere çekilen aşk nefesi ile ancak yüksek ilimler, hakikatler bestelenir. A mistik bir ses. Alef ibranice, elif de arapçası.

B sesi en güçlü seslerden biridir. Kuran’ın bismillah, İncil’in (B'reshit) başlangıçta, Mesnevi’nin bişnev, Celcelutiye’nin bededtü. ile başlaması tesadüf değildir. B harfi teklikten varlığa geçişi sembolize eder. Potansiyellerinizi aktifleştirmek tohumlarınızın meyve vermesini istiyorsanız bismilah demelisiniz. Düalitik yapının içinde yani kesrette vahdeti yaşamayı sembolize eder. Hz. Ali onun için b sırrından bahseder.

Ha sesi boğaza etki yapar. Ses tellerinin güçlenmesi ve tiroid üzerine etki yapar. Boğaz çakrası iletişim kanalıdır. Ha  arapçada hayat ile özdeştir. Ha hayattır.

Bu sesler ister Kuran’da olsun ister kadim bilgelikte, her bir ses temsil edilen organ düzeyinde özel bir rezonansa sahiptir. Oradaki esmayı aktive eder. Her bir bölgeyi bir alemin giriş kapısı olarak düşünürsek 18.000 aleme ayna olan Hz. İnsan’ın esma sarmalından oluşan cem boyutunu hissedebiliriz. Onun sesi Hu’dur ki; duyulmaz. Ama bütün sesler onunla anlaşılır.


KUBİLAY AKTAŞ
http://kubilayaktas.com/index.php?cID=3&pID=2

0 yorum:

Yorum Gönder

Paylaşımların daha Yararlı Olması için Değerli Yorumlarınızı Bekliyorum
Sevgi ve esenle kalın...

Mustafa Türköz