mustafaturkoz.com

Bilim dünyasında küçük bir gezinti.

13 Nisan 2018 Cuma

Monty Hall Problemi - Siz Hangi Kapıyı Seçerdiniz?

Monty Hall Problemi

Monty Hall, diğer bir adıyla Konuk Yarışmacı problemi nedir? Bir yarışmada olduğunuzu düşünün ve size 3 kapı sunuluyor. Bu 3 kapıdan birinin arkasında yeni bir araba var, diğer iki kapının arkasında ise keçiler var. Size hangi kapıyı seçeceğiniz sorulsa idi, siz hangi kapıyı seçerdiniz?

Yarışma sunucusu diğer kapıların arkasında ne olduğunu bilerek keçi olan kapılardan birini açıyor ve size seçtiğiniz kapınız ile devam edip etmeyeceğinizi soruyor. Ya başta seçtiğiniz kapı ile devam edeceksiniz ya da diğer kapıyı seçeceksiniz. Karar sizin! Burada dikkat edilecek nokta, sunucunun arabanın hangi kapıda olduğunu bilmesidir. Sunucunun sizin psikolojinizi etkileyip etkilemediğini bilmiyoruz, belki size yardımcı oluyor, belki de size keçi olan kapıyı seçtirmeye çalışıyor..

Bu problemin olasılık yüzdesine bakacak olursak, ilk başta kapısı kapalı 3 tane kapı vardı. Bunların içinden birini seçtiniz. Seçtiğiniz kapının doğru kapı olma olasılığı kaçtır?

Birinci kapıyı seçtiğinizi varsayalım, kapınızın doğru olma olasılığı  %33.3  ' tür.  %66  'lık oran da diğer kapılara kalır. Sunucu keçi olan kapılardan birini açıyor ve geriye sadece 2 kapı kalıyor. Sunucu o anda size tekrar soru yöneltiyor. Seçtiğiniz kapı ile yola devam etmek istiyor musunuz, yoksa diğer kapıyla mı devam etmek istersiniz? Burada mantıklı olan karar, diğer kapıyı seçmenizdir. Çünkü seçtiğiniz kapının doğru olma olasılığı  %33.3  iken, son durumda kapılardan birinin açılmasıyla  %66.6  ' lık kısım 2. kapıya kaldı. Eğer şansınızı artırmak istiyorsanız akıllıca davranıp diğer kapıyla devam etmeniz gerekir.

Olası bir sonuç şöyle de olabilirdi;
Belki de seçtiğiniz ilk kapıda araba vardı ve kararınızı değiştirip arabayı kaybettiniz. Ama gözlenen sonuçlar ve istatistik gösteriyor ki, genelde kararımızı değiştirip diğer kapıyı seçersek kazanma olasılığımız daha fazladır.

Finale 2 kapı kaldığın da her iki kapı için  %50  olasılık var diye düşünebilirsiniz. Ya kazanırsınız ya kaybedersiniz. İlk başta bize direk 2 kapı sunulsaydı bu düşünceniz doğru olabilirdi, fakat 3. kapı elendikten sonra durum bu hale geldiği için %50 ' lik oran olmayacaktır. Çünkü ortada olaya bağlı bir olasılık vardır..

İnternetten oynayacağınız bir Monty Hall oyununda kararınızı değiştirerek yaptığınız 50'ye yakın deneme de doğru kapıyı bulma olasılığınızın %66.6 ' ya çok yakın bir değer olduğunu göreceksiniz.

Monty Hall oyununu oynamak için buraya tıklayınız..

Problemi daha iyi anlamanız için problemi genişletmek istiyorum. Düşünün ki size aynı yarışma 100 kapı için sunulmuş olsun. 100 kapının sadece birinde büyük ödül var. Sizin seçeceğiniz kapıda ödül olma olasılığı  %1  ' dir. Bu çok düşük bir olasılıktır. Fakat sunucu 1., 2., 3., ... derken 98 tane keçi olan kapıyı açtı ve finale 2 kapı kaldı. Sizin seçtiğiniz kapının oranı %1 ' di. Hala seçtiğiniz kapıyla mı devam edersiniz yoksa  %99  oranı olan diğer kapıyla mı devam edersiniz?

Yazının yayınlanma tarihi: 13.04.2018  
Mustafa Türköz tarafından yazılmıştır.

7 Aralık 2016 Çarşamba

Yer Çekimine Meydan Okumak!



Aylar öncesinde bir ayağı boşta olan ve diğer tarafı ipe asılı bir bisiklet tekerleğinin dönerken düşmediğini görmek beni etkilemişti. Bende bu konu ile ilgili bir yazı yazmak istedim.




Jiroskop Nedir?

Jiroskop veya Türkçe adıyla düzdöner, dönüş ekseninin kendi kendine herhangi bir yönü kabul etmekte özgür olduğu dönen bir çark veya disktir. Açısal hızın korumasına göre dönerken bu eksenin yönü devrilmeden veya dayanağın yönünden etkilenmez. Bundan dolayı jiroskoplar yönü ölçmek veya elde etmek için yararlıdır.

Tarihi:

1852 yılında Fransız LéonFoucault, dünyanın döndüğünü kanıtlamak için jiroskopu geliştirdi. 20. yy başlarında mekanik enerji olmadan elektrik enerjisi ile kullanılmaya başlandı. Bu teknolojik gelişmeler sayesinde daha geniş uygulama alanları oluştu.




Kullanım yerleri:

Uçaklarda otomatik kontrol ve rota tespitinde, gemilerde manyetik pusula yerine, yer altı maden kaynaklarında, savunma sanayinde füzelerin hassas olarak ölçümlerinde, uzay çalışmalarında uyduların dünyaya olan konumlarının doğruluğunu belirlemede jiroskoplardan yararlanılır.

Ayrıca uçaklarda ve gemilerde dengeleyici olarak kullanılır. Jiroskop gemilerde dengeleyici görevi görerek kötü hava şartlarında geminin yalpalanmasını engeller ve konforlu bir yolculuk yapmamızı sağlar.




Momentum Nedir?

Hareket hâlindeki bir cismin, hareketini sürdürmesini sağlayan kuvvete momentum denir. Momentum (P), cismin kütlesi ve hızının çarpımıyla bulunur.

Hareket halindeki her cismin momentumu vardır. Momentum vektörel bir büyüklüktür. Yani bir büyüklüğü ve yönü vardır.

Momentum miktarı, hıza ve cismin kütlesine bağlıdır. Hızı artan bir cismin momentumu da artış gösterir. Aynı hızla hareket eden bir otomobil ile bir kamyonun momentumları, bunların kütlelerinin farklı olması sebebiyle aynı değildir. Kütlesi büyük olan kamyonun momentumu daha büyüktür. Hareket eden bir cisim hızını veya kütlesini değiştirirse momentum kazanır veya kaybeder.




Açısal Momentum Nedir?

Momentumun bir eksene göre momentine açısal momentum denir. Açısal momentum dönme ve yuvarlanma hareketlerinde gözlenir. Dönen her cisim açısal momentuma sahiptir ve bu da aynı momentum gibi korunumlu bir büyüklüktür. Dönen bir sistemde dışarıdan etki eden bir tork yok ise sistemin toplam açısal momentumu sabit kalır ve dönmeye devam eder.
Bir bisiklet devinim durumunda iken binicinin dengesini sağlaması kolaydır ama durduktan sonra nerede ise olanaksız! 
Bu olay açısal momentum ile ilgilidir. Dönen her nesne bir açısal momentuma sahiptir. Bisiklet devinirken tekerlekleri döner. Bu da sağ el kuralına göre, bisiklete bir açısal momentum sağlar. Bisiklet ileri doğru devinirken, açısal momentum yönü sola doğru olur. Bisikletin dengesini yitirip herhangi bir yöne devrilmesi tekerleklerin yere değdiği noktanın eksen olduğu bir dönme devinimidir. 
Örneğin bisiklet sağa doğru devrildiğinde, sağ el kuralı gereği ileri doğru bir açısal momentum kazanmalıdır. Sola doğru devrildiğinde ise geriye doğru bir açısal momentum yöneyi oluşur. Ancak açısal momentumun korunumu gereği, bu durum var olan sola doğru açısal momentum yöneyindeki değişimi gerektirecektir. Bu da açısal momentumunu korumak isteyen sistemin dengede kalmasını sağlar.
İşte bu anlatılanlardan dolayı bisikletle giderken dengenizi kolaylıkla sağlayabilir ancak durduğunda ise düşersiniz.


8 Mayıs 2016 Pazar

Yüz Yıllardır Gizemini Koruyan Sihirli Kareler

Sihirli Kare

Sihirli karelerin M.Ö 2200 yıllarına kadar dayandığı söylenmektedir ve hakkında birçok rivayet vardır.

Sihirli kare, n > 2 olmak şartıyla n x n boyutlu bir kare matristeki sayıların sağdan sola, yukarıdan aşağıya ve köşegen çizgisi doğrultusunda toplamlarının aynı değerleri vermesine denir. Bu değere de sihirli sabit denir.

Sihirli sabite S dersek, formülü şu şekilde olur;

Sihirli Sabit

Örneğin 4x4'lük bir kare matriste sihirli sabitimiz 4x(4^2+1)/2 = 34 olur.

Sihirli Kare

Bir sihirli kare oluşturmanız için illa formülle sihirli sabit bulmanız gerekmez. Kendinizde farklı bir sihirli sabit oluşturabilirsiniz. Bu sadece yöntemlerden bir tanesidir.

Sihirli Karelerin Kullanım Alanları?

  • Astronomi
  • Oyun Kuramı
  • Simya
  • Doğa Olayları
  • İnsan Davranışları
  • Olasılık ve Analiz Problemleri

Şuana kadar sihirli karelerde rekor Peter Weber ve Tassilo Herbig tarafından oluşturulan 3559 x 3559 boyutlarındaki sihirli karedir.

Matematik dünyasında Benjamin Franklin'in ve Prof. Dr. Asker Ali Abiyev'in sihirli kareleri ünlüdür.

Abiyev'in Sihirli Karesi

Abiyev 1934 yılı Bakü'de doğmuştur. Türkiye'de de Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü'nde görev yapmıştır.

Sihirli kareler konusunda Abiyev'in ilgi görmesinin sebebi ise 3 Mart 1996'da bulduğu algoritma ile istenilen sayılardan(tam sayı, gerçel sayı, karmaşık sayı) istenilen dereceden ve sonsuza kadar sihirli kare oluşturabilmesidir.

Ayrıca Abiyev'in Sihirli karesinin diğerlerinden farkı bir dengenin olmasıdır. Mesela sihirli karedeki her sayıya değeri kadar bir ağırlık verildiğinde kütle merkezi karenin tam ortası olmaktadır.

Abiyev bu buluşunun kriptoloji, şehir planlaması, mimarlık, gen mühendisliği ve bilgi teknolojisi gibi alanlarda faydalı olabileceğini söyler.

Sihirli Kare Nasıl Oluşturulur?

Sihirli kare oluşturmak için tabi ki tek bir yöntem yoktur. Bu yöntemlerden bir tanesine aşağıdaki videodan bakabilirsiniz.



15 Kasım 2015 Pazar

Maymun Tuzağı


Maymun
Afrika ve Orta Asya ülkelerinde, genellikle Hindistan'da maymunlar şehir merkezlerine daha yakın yerlerde yaşarlar. Bunun sonucu olarak da evlerde veya tezgahlarda yiyeceklerinizin maymunlar tarafından çalındığına rastlayabilirsiniz. Buralarda yaşayan halkta bu gibi sorunlar çıkaran maymunları yakalamanın akıllıca bir yolunu bulmuşlar.

Bir hayvanı tuzak hazırlayarak yakalamanız mümkündür, fakat bu hayvanı 2. defa aynı tuzakla yakalama olasılığınız biraz düşüktür ve maymun gibi zeki hayvanlarda ise bu ciddi oranda azdır. Zeki dediğimiz maymunlar bahsedeceğim tuzak sayesinde rahatlıkla yakalanabiliyorlar. Bu tuzakta yöntem olarak maymunun aç gözlülüğü kullanılıyor.

Maymun Tuzağı
Maymun tuzağı, benim gördüğüm en ilginç tuzaklardan bir tanesi. Hindistan cevizine maymunun eli açıkken girebilecek şekilde küçük bir delik açılır. Sonra içerisine maymunun sevdiği tatlı bir yiyecek konulur. Maymun bunun kokusunu alır ve yaklaşır. Daha sonra yiyeceği almak için elini içeriye sokar, yiyeceği avucuna alıp çıkarmaya çalışır. Maalesef, maymunun eli yiyecekle beraber dışarı çıkamaz. İlginç olan şu ki, maymun avcının üzerine geldiğini gördüğü halde yiyeceği bırakıp kaçmaz ve yakalanır. Oysaki yiyeceği bıraksa eli oradan rahatlıkla çıkabilecektir. Şimdiye kadar bunu başarabilen maymun hiç görülmemiş.

Buradan görmüş oluyoruz ki maymunlar çok açgözlü hayvanlardır :) Aslında buna benzer olayları günlük hayatta bizlerde yaşamaktayız. Bize güzel görünen şeyleri, faydalı olmamasına rağmen bırakmakta zorluk çekeriz. Buna cesaret etmekte büyük bir beceridir. Unutmamalıyız ki her güzel görünen şey iyi sonuçlar doğurmayabilir.



16 Temmuz 2015 Perşembe

Işık Hızı ve Kütle Çekimi - Hangisi Daha Hızlı?


Sizce kütle çekimi ışık hızına göre ne kadar hızlıdır?

Bir okyanusun ortasında kendinizi sandalda dinlenirken düşünün. Gökyüzünde dolunay var ve gelgitten dolayı okyanus suları yükselmiştir. Ay'ın birdenbire ortadan yok olduğunu varsayalım. Şimdi çok garip bir şey olacaktır. Newton Yasası, Ay'ın kütle çekiminin yok olması nedeniyle, siz Ay'ın kaybolduğunu görmeden yaklaşık bir buçuk saniye önce suların alçalmaya başlayacağını öngörmektedir. Yani su bir buçuk saniye önce çekilmeye başlıyormuş gibi görünecektir.

Ay
  Newton'a göre bunun nedeni, Ay ortadan yok olur olmaz kütle çekiminin de o anda yok olacak olması, kütle çekiminin yokluğu sonucunda da suların hemen çekilmeye başlayacak olmasıdır. Ama ışığın Ay'la Dünya arasındaki 380.000 km mesafeyi kat etmesi bir buçuk saniye alacağından, siz Ay'ın kaybolduğunu hemen göremezdiniz; Ay gökte pırıl pırıl parlarken sular çekiliyor gibi görünürdü. Yani Newton'un yaklaşımına göre kütle çekimi bizi ışıktan önce etkiler. Ama Einstein bunun doğru olmadığından emindi. 1907'de Einstein özel görelilikle çelişmeyecek bir kütle çekimi kuramı formüle edebilmek için aralıksız çalıştı. Einstein sonunda bir problem bulmuştu ve çalışmasını 1915'te nihayet ortaya çıkardı.

"Aslında kütle çekimi iki cismin birbirini çekmesi değildir. Newton fiziğine göre bu böyledir. Einstein'ın görelilik teorisi göstermiştir ki kütle çekimi cisimlerin birbirine kuvvet uygulaması değildir. Kütle çekimi dediğimiz olay, uzay-zaman dokusunun bükülmesiyle ilgilidir."

22 Mayıs 2015 Cuma

Elektrik Alan ve Manyetik Alan Arasındaki İlişki Nedir?


Elektrik Alan

   Yünlü kazağınızın çıtırdaması ve halı kaplı bir odada yürüdükten sonra metal bir eşyaya dokununca elimize elektrik atlamasına neden olan şey nedir? Manyetik alanlar tanıdığımız türden alanlardır, fakat Michael Faraday bir başka alanı daha incelemiştir. Elektrik alan.


   Alış veriş merkezlerinde gördüğümüz metal detektörler nasıl oluyor da bize dokunmadan çantamızdaki veya cebimizdeki metal eşyaları bulabiliyor. Veya  MR cihazları vücudumuzun içini çekebiliyor. Ve pusula iğnesi nasıl oluyor da onu iten bir şey olmadığı halde dönüp kuzeyi gösteriyor. Pusula sorusuna cevap, yer kürenin bir manyetik alanı olduğudur.

Elektrik alan ve Manyetik alan

   Fırtınalı bir havada şimşek çaktığı anda veya bir yere yıldırım düştüğünde pusula iğnesinin hareket ettiğini görebilirsiniz. Çünkü elektrik alan ve manyetik alan birbiriyle ilişkilidir. Bir elektrik alandaki değişiklik yakındaki bir manyetik alanda değişikliğe neden olur, ve bu değişiklikte elektrik alanda değişiklik yapabilir.


James Clerk MaxwellMichael Faraday   Michael Faraday'ın en önemli atılımı alan kavramıydı.ilk kez elektriği, manyetizmayı ve bunların yakın ilişkilerini kavramamızı sağlayan James Clerk Maxwell, on binlerce deney yapan Michael Faraday'ın çalışmalarını inceleyerek geliştirmiştir. Maxwell daha önceleri birbirinden ayrı olarak düşünülen elektrik ve manyetik alanların, aslında aynı fiziksel varlığın değişik yönleri olduğunu göstermiştir. Maxwell bu karşılıklı ilişkinin matematiksel temellerini buldu. Denklemler, elektrik ve manyetik alanların ayrılmaz biçimde iç içe girdiğini gösterdiği içinde bu alanlara elektromanyetik alanlar ,uyguladıkları etkiye de elektromanyetik kuvvet adı verildi.


Necmettin Erbakan bir konuşmasında manyetik alandan bahsediyor. Güzel bir konuşma, dinlemenizi tavsiye ederim. 

1 Nisan 2015 Çarşamba

Sesler Yaşamımızı Nasıl Etkiliyor?

Gün batımı
Ses Frekansları ve Etki Alanları

Ses nedir?

 ‘Her şey zikreder ancak siz bilemezsiniz,’ ayeti çerçevesinden bakarsak her şey gibi ses de dalga yapısına sahiptir ve basınç dalgaları şeklinde yayılır. Duyma eşiğimizde olan dalgalara ses diyoruz. Tabiî algı sınırımızın dışında fark edemediğimiz sesler de var. Bunlar algı düzeyimize yansımadığı için yokmuş gibi geliyor. Çünkü o türden bir zikir duymadık. Farkındalık alanımızda tanımlanmadı. Orada olmadığından değil bizim nakıslığımızdan ses orda ama tanımlanamadı.

Peki algıları oluşturan nedir?

Genetik kültür ve öğrendiklerimiz algı filtrelerini oluşturur ve biz buna göre bir varlık okuması belirleriz. (kişilik) Her canlının duyabileceği minimum ve maksimum ferakansları vardır. Frekans, bir saniye içinde geçen dalga tepesi sayısıdır. Bazı duyum eşikleri:

Megafon

İnsan: 20 hz – 20 khz
kedi:100 hz – 60 khz
köpek: 50 khz’e kadar
fare: 1 – 100 khz
kuş: 100-29.000 hz
balık: 200-800 hz
fil: 1 hz – 20 khz



Tayin olunan eşiğin altındaki ve üstündeki sesler duyulmaz. Bu insan için de geçerlidir. İnsan belli sınırdaki sesleri duyabilir. Bunun fiziksel tespiti budur.

Tespit olunan ve şu an için deneyimlediğimiz bu sınır fiziğin tespit edebildiğinden mi ibaret?

Sınırları biraz zorlayalım. Aslında insan sınırlı duyuları ile fark edemediği varoluş düzleminde, her şeyle irtibat halinde ve bu sürekli olmakta. Şu anda belki algıları ile tanımlayamıyor. Ancak bu etkileşime engel değil. Kaynaklarda bunlar çok farklı isimlerle temsil edilmiş. (melekler, hüddamlar, kelimeler, sayılar, harfler, cinler ve şeytanlarla temsil edilen boyutlar ve kokular, elektromanyetik alanlar, renkler, vs.) Belki biz de bunların her an telkinleri ile karşı karşıyayız. Seçimlerimizi farkında olmadan algı filtrelerimize göre yapıyoruz. Belki de görüyoruz farkında değiliz, tanımlayamıyoruz ama etkileniyoruz. Hz İsa’nın (ruhullah) dediği gibi: “Gördükçe göreceksiniz ama seçemeyeceksiniz. İşittikçe işiteceksiniz ama anlamayacaksınız. Çünkü bu kavmin yüreği kalınlaştı.”

Menfi ve müspet boyutlara ait sesler bizi nasıl etkiliyor? Herkes etkileniyor mu?

İnsanın etkilenmediği hiçbir şey yok. Çünkü kâinatın fihristi ve bu holografik yapıda en kuşatıcı tanımlayıcılarla donatılmış (halifeyi ruy-i zemin). Kâinatta ne varsa insanda var. Dışarıda ne varsa içeride ona ait alıcılar tanımlayanlar var. Kuşatıcı kanalımızı temsil eden ve bilinçaltı diye ifade edilen yapı, her veriyi algılama ve tanımlama üzere programlanmıştır. Fakat bilince yani farkındalığa (bize ait nesnel dünyaya) yansıması tamamıyla öğrendiklerimizle alakalı. Bilinçaltına gelen veriler, farkındalık düzeyine yansıdığında deneyim, tecrübe ve çıkarımlar ile bilinçaltına yeniden kodlanır, formatlanır ve artık farkındalık bu kodlamaya göre belirlenmiş olur. Bilinçaltının en önemli özelliği kodladığı veriyi genele yansıtmasıdır. Dışarıdaki verilerin sınırlarını tayin eden önceki farkındalık düzeyinde edindiğimiz tecrübe ve deneyimlerdir. Artık bu bizim için genel geçer bir kuraldır. (Kulum beni nasıl bilirse ben ona öyle muamele ederim.)


Genetik biliminin paradigmalarını sorgulatan bir olay Hindistan’da gerçekleşmiş. Bir çocuk o kadar çok kertenkelelerle hem hal ki. ömrü hep onlarla geçiyor. ve kuyruğu kopunca tekrardan çıktığına defalarca şahit oluyor. Bilinçaltına işlenen veri bu noktadan sonra şu: kopan kuyruğun yerine yenisi gelir. Bu veri  defalarca gerçekliğe yansıyor ve çocuk her kuyruk kopmasında buna şahit oluyor. Bilgi gözlemle daha da kesinlik kazanıyor. Evet, bu böyle kopan şeylerin yerine yenisi gelir. Başka ne olabilir ki? Bilim adamları şimdi bu çocuğun DNA’sını inceliyor. neden mi? Bir kazadan dolayı ayağı kopmuş fakat iki sene sonra kopan ayak yerine yenisi gelmiş.

Gerçekten inanırsanız üstün olan sizsiniz. Gerçekten inanarak dua ederseniz dağlar yerinden parçalanır manasındaki hadisi şerifi yeniden tefekkür edelim. İnandıklarınızı bir kere deneyimlerseniz artık sizin sınırınızda ve normaldir. Fakat varlık sıradanlığa izin vermeyecek ölçüde sınırsız ve çeşitlidir. Her an bir şeen. Bu bağlamda bilginin kemali, dönüşümü deneyim iledir. Her şey dönüşebilir. En kötü olan bile dönüşebilir. Gübrenin güle, toprağın insana dönüşmesi gibi. Bu dönüştürücü güç Hz. İnsan sırrına aittir. Fakat bu tür bir kudrete sahip olmasına rağmen kulluktaki marifeti ile bunu gerçekleştirmez. Böyle bir halden istiğnadadır. Kader yani programa tesir etmez. Olanla uyum içindedir. Tecelliye tabidir. Bu tabiyettir ki rızayı celb ettirir. ve rıza merkez bilincinin tohumudur. O bir tür simyacıdır. Zehir ve panzehir bilgisi ondadır. Celal ve Cemal.

Bu etkiler nasıl gerçekleşiyor ve bunu kimler nasıl yapıyor?

İnsan vücudu elektrokimyasal bir sistemdir. Bu elektrokimyasal yapıyı etkileyecek ve işleyişini sekteye uğratacak, bu yolla davranışları değiştirecek sistemler olabilirin ötesinde var ve kullanılmakta. Hiç uzağa gitmeyin. Her düşüncenin kendine ait elektromanyetik bir alanı vardır. Elektriksel bir alan oluşturur. Ne mi yapar? Varlığa yansımayı bekler. Belli bir potansiyele geldiği zaman nesnel dünyaya yansır. Bu açıdan düşünceler gerçekliğin tohumlarıdır. Talebin neyse osun sen veya o olacaksın. Kenan Rıfai İnsani kamilin talebi tüm insanlığı kapladığı için talebine icabet vardır.

Vesvasıl hannas kavramını biliyorsunuz, Nas suresinde. Fısıltılar şeklinde sürekli insan doğasına zıt telkinler veren bir yapıyı tanımlar. Fısıltılar önemli. Ses ve görüntü dosyalarına belli dalga boyu ile yüklenmiş telkinler vardır.

Ses frekansı

Nedir bu subliminal kayıt olarak tanımlanan gizli telkinler?

Genetiği oynanmış tohumlarla eş değer, hatta daha da tehlikeli. Bunlar hipnotik reklam başlığında reklam sektöründe kullanıldığı gibi müzik, sinema, en acısı çizgi filmlerde de kullanılıyor.

Bu teknikle ne yapılır?

Atomu Hiroşima’da ne yaptılarsa bu teknikle daha fazlasını yapabilirler. Allah korusun. Savunma sanayinde kullanılıyor. (psikotronik ve psikotropik teknoloji) Yunanca psişe ve elektron sözcüklerinden gelmektedir. Elektronlar ile insan zihnine dışarıdan yaptırılmak istenenin yaptırılması söz konusu.

Böyle bir etki ile işgal altındaki ülkedeki direnişçilerin savaştan vazgeçmeleri için holografik, görüntüler ve telkinler gönderilip sonuç alınabilir mi?

Bunları şu anda okuyanların araştırmasına bırakıyoruz. Örnekler o kadar çok ki. İnsanlar araştırsın subliminal ses kayıt tekniği ile psikotronik etkilerle nelerin yapıldığını. Bunlar bilinçaltı düzeyde çok etkili silahlar. Fakat işin ilginç bir yanı var. Bu araştırmaları yapan bilim adamlarının ortak görüşü bu etkilerden korunanlar ancak inanç sahipleri. Sadece ben inanıyorum değil? ‘Ey iman edenler iman edin,’ ayeti ile ‘şeytanın onlar üzerinde bir etkisi yoktur,’ ayetini tekrar tekrar hatırlayalım.

Farklı düzlemlerden gönderilen bu etkileri kırmada Kuran-ı Kerim çok etkilidir. Kuran ses ile diriltilen ve ses ile helak edilen kavimlerden bahseder. Bu kavimler kavramı beyindeki nöron ağları ile de bağlantılı mıdır? Onlara da bakar mı?

Kavim kıvam, ölçü, denge manası ile çağrışımlı. Denge üzere işleyen fıtrat belki bu tür etkilerle bozulabilir. Tabiî bozulan yapıyı yeniden inşa edenler de olacak. Mesala israfil’in borusu ile temsil edilen diriltici ses mürşidin sohbetidir. Hakk olan tarafta olacak.

Peki Kuran-ı Kerim’deki seslerin nasıl bir etki alanı var ?

Pakistanlı müslüman bir doktor deney yapıyor. Amacı şu: Kuran ayetlerinin biyolojik noktada insana etkisi nedir? 800 deneğe birbirinden farklı müzikler, sesler, tınılar dinletmiş. Bu arada denekler en üst düzeyde hassas alıcılara bağlı. Kandaki ph oranından beyindeki dalga boylarına, kalp atış ritminden aura fotoğraflarına kadar. Müzikler etnik, rock, new age, vs belli aralıklarla kısa kısa dinletiliyor. Aralarda Kuran’a çok yakın nağmeler dinletilmesine rağmen istisnasız hepsinde sıra Kuran’a geldiğinde biyoloji ve psişik veriler alıcılar tarafından optimum düzeyde tanımlanıyor. Olması gereken değerlere geliyor.


ALLAH ismini hastalarına tekrarlatan Müslüman olmayan fakat İslam üzerine yaptığı çeşitli araştırmaları ile tanınan bir psikolog var: Van der Hoven. "Allah" kelimesindeki her harfin hastalıklar için nasıl tedavi vesilesi olduğunu anlatıyor. Birkaç örnek verecek olursak: "Allah kelimesinin ilk harfi olan (A) harfi, solunum sisteminden direkt çıkıyor ve nefes almayı düzenliyor. Damaktan söylenen (L) harfi ise, dil hafifçe damağın üst kısmına dokunuyor, çene kısa bir duraklamayla birlikte aynı işlemi tekrarlıyor. İki (L) harfi olduğu için bu işlem nefes alıp vermeyi rahatlatıyor. (H) harfi çıkartılırken, akciğer ve kalp arasında bir ilişki oluşuyor ve işlem sonucunda kalp atışları düzeliyor.‘Kuran kalplere şifa, insanlara bir rahmettir,’ manasını tefekkür edelim.

Ses terapisinin kökeni titreşim yasasına dayanır. En yüksek yani insan ile en uyumlu frekans Kuran’dır. Fıtratın kendisi.Bio rezonans terapide kulaklık hoparlör ya da titreşim ileteçleri kullanılır. Belli dalga boyları amaca göre kanallara ki 12 ye kadar programlanır ve hiçbir operasyona gerek kalmadan vücuda akapunktur noktalarından da verilebilir. Çok yüksek etki alanına sahiptir.Bu dalga biçimleri minarelleri, amino asitleri, vitaminleri, zararlı maddelerle bağlantılı frekansların zehirli etkilerini tersine çevrilebilir. Her bakterinin, virüsün ferakansı tespit edilebiliyor ve onu yok eden anti frekanslar oluşturulabiliyor.

Kuran’daki her bir harf, her bir sure bu anlamda çok derin etkilere sahip. Hurufu mukkatalardan ha, mim, ayn, sin, kaf esmaları direk insanda tepe çakrasını aktive eder, yeni yaratımlara ve yeni ağların kurulum niteliğine sahiptir. Elif lam mim ra direk ön kortekste üçüncü gözde çekim alanı oluşturur. Celcelutiye denilen bir kitabı var Hz. Ali efendimizin. Burada bu huruflarla ilgili semboller ve hangi noktalara baktığı ile ilgili çok ciddi bilgiler var. Detaylarına burada girmek mümkün değil. Kaynak isteyenlere ibn Arabi’nin, Harflerin İlmi eserini tavsiye edebiliriz.

Doğadaki seslerin terapide ne gibi etkileri var?

Su sesi direk şifadır. Zaten şırıl şırıl akan suda ya şafi ya şafi esmasının zikrini duyabilirsiniz. Tıkanık enerjilerin açılmasında ve varlığa yansımamış soyut hakikatlerin somutlaştırılmasında su sesi çok etkilidir. Bu anlamı ile ‘Her şeyi sudan yarattık,’ ayeti çok tefekkür edilmeli. Yaratım su ile gerçekleşiyor sembol ilminde. Su, ilimi ve iletişimi temsil eder. İletişim sorunu olanlar su sesi dinlemeli. Hücreler arası iletişim ve maddi manevi detoks onunla olur.

Kuş sesleri esmaları temsil eder sembol ilminde. Süleyman’ın kuş dili bilmesi yani bütün esmalara cami olması ki ismi de zaten Besmele ile Kuran’da. Süleyman silimden gelir, barıştırmaktır. Seher vaktindeki o kuş sesleri bizde denge ve dönüşüme sebebiyet verir. Ölümden hayata geçişi anka kuşu sembolize eder. Ki mürşitte ölmüş kalplere nefes verir. Eski atıl enerjilerin bırakılmasında kuş sesleri çok etkilidir.

Rüzgâr keza öyle. En etkili seslerden biridir. Nefes sesi başlı başına bir konu. Vahy kelimesi bilirsiniz rih kökünden gelir ki o da rüzgâr esinti ile özdeştir. Rüzgâr sesi sizde yeni tohumlamalar yapar. Ruhun üflenmesi ilham kanalını destekler, hu esması.

Yunus sesleri özellikle dengelemede kullanılır. Enerji dengelemede anti strestir. Araştırma yapılmış kedilerin çıkardıkları sesler insanda kalp krizi riskini ve stresi engelliyor. Hatta o mırlamalarda ya rahman, ya rahim manalarını insanı kamiller bizzat duymuşlar. Onların zikirleri sanki insanda sevgi ve şefkat duygularını ön plana çıkarır.

Denizdeki dalga seslerinin arındırıcı özelliği vardır. Hayatınızı resetlemek istiyorsanız dalga sesi dinleyin. Geçmiş zararlı yazılımların hayra dönüşümü için en etkili seslerdendir. Tabiî doğadaki bu sesler tabiatullah’tan. Bir de doğayı var eden ruhullah’ın sesi var ki o kamillerin sohbetidir. O ses önce abdest aldırır ki, imam O’dur. Onun ardında kılınan namaz, sizi seslerin olmadığı ama tüm seslerin orası ile var olduğu vahdet alemine geçirir. Bunun adı varlık ağacının meyvesi olmaktır.

Peki isimler? İsimlerimizin de etkileri var mı?

‘Çocuklarınıza güzel isimler koyun,’ Hz. Peygamber’in tavsiyesidir. Harflerin de isimlerin de titreşimsel alanda psikolojimize etkileri vardır.

Harflerden örnek verirsek A sesi direk beyne etki yapar. Allah ismi A ile başlar. Arşı azama ulaşmak ancak Allah ile mümkündür. Ayrıca akciğerlerin üzerine de etkisi vardır. Hayatın sevgi ve sevinç kanalını akciğerler temsil eder, nefes oradan girer. Dikkat edin Aşk ile Mira. ancak O’nun iledir. Göğüs bölgesi aşkı, beyin ise arşı, ululuğu temsil eder. Yani insan camisinin şerefesidir. Beyin esmalar oraya kodlanmış. Oradan da ezan okunur. Bu ilahi bestedir. Ciğerlere çekilen aşk nefesi ile ancak yüksek ilimler, hakikatler bestelenir. A mistik bir ses. Alef ibranice, elif de arapçası.

B sesi en güçlü seslerden biridir. Kuran’ın bismillah, İncil’in (B'reshit) başlangıçta, Mesnevi’nin bişnev, Celcelutiye’nin bededtü. ile başlaması tesadüf değildir. B harfi teklikten varlığa geçişi sembolize eder. Potansiyellerinizi aktifleştirmek tohumlarınızın meyve vermesini istiyorsanız bismilah demelisiniz. Düalitik yapının içinde yani kesrette vahdeti yaşamayı sembolize eder. Hz. Ali onun için b sırrından bahseder.

Ha sesi boğaza etki yapar. Ses tellerinin güçlenmesi ve tiroid üzerine etki yapar. Boğaz çakrası iletişim kanalıdır. Ha  arapçada hayat ile özdeştir. Ha hayattır.

Bu sesler ister Kuran’da olsun ister kadim bilgelikte, her bir ses temsil edilen organ düzeyinde özel bir rezonansa sahiptir. Oradaki esmayı aktive eder. Her bir bölgeyi bir alemin giriş kapısı olarak düşünürsek 18.000 aleme ayna olan Hz. İnsan’ın esma sarmalından oluşan cem boyutunu hissedebiliriz. Onun sesi Hu’dur ki; duyulmaz. Ama bütün sesler onunla anlaşılır.


KUBİLAY AKTAŞ
http://kubilayaktas.com/index.php?cID=3&pID=2

"Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir."

Albert Einstein

Blog Arkadaşlarım

Popüler Yayınlar

Bumerang

Bumerang - Yazarkafe